Tiftik, Keçiören`e geleli çok olmamıştı. Kızıldeniz`in sıcak sularından ayrılmış, bilge dostu Caretta` nın rehberliğinde uzun bir yolculuğun ardından Ankara`ya ulaşmıştı. Artık herkes onu yeni adıyla tanıyordu: Tiftik.
Bir yanı denizlerin meraklı keçi balığı, diğer yanı Ankara`nın neşeli keçisiydi. Bozkırın serin sabahları ona ilk başta biraz garip gelmişti. Ancak burada tanıştığı insanların sıcaklığı içini ısıtıyordu.
Bir sabah erkenden uyandığında dışarıdan neşeli sesler duydu.
— Bugün neden herkes bu kadar mutlu? diye merak etti.
En sevdiği kıyafeti olan Seymen yeleğini giydi ve Keçiören sokaklarına çıktı.
Sabah güneşi yeni doğarken yüzlerce insan camilerden çıkıyordu. Büyükler birbirlerine sarılıyor, küçükler de büyüklerinin ellerini öperek:
— Bayramınız mübarek olsun! diyordu.
Tiftik hayatında ilk kez böyle bir manzara görüyordu.
Tam o sırada küçük bir çocuk koşarak yanına geldi ve elini uzattı.
— Kurban Bayramın kutlu olsun, Tiftik!
Tiftik biraz utandı. Çünkü hayatında ilk kez biri onun bayramını kutluyordu.
Ardından başka çocuklar da geldi.
— Sizin de bayramınız kutlu olsun! diye karşılık verdi Tiftik.
Bu onun ilk bayramıydı ve bayramın ne anlama geldiğini tam olarak bilmiyordu.
Gün ilerledikçe çok önemli şeyler öğrendi. Bu bayramın adı Kurban Bayramı idi ve insanlar kestikleri kurbanların etlerini ihtiyaç sahipleriyle paylaşıyor, komşularını ve akrabalarını ziyaret ediyordu.
Tiftik düşünceli bir şekilde:
— Demek ki bayram sadece sevinmek değil, aynı zamanda paylaşmakmış, dedi.
Bir süre düşündü. Kendisi de bayram için güzel bir şeyler yapmak istiyordu.
Hemen evi gibi gördüğü Keçiören Deniz Dünyası`na gitti. İçerideki tüm dostlarına bugün bayram olduğunu anlattı.
— İnsanlar bugün birbirlerini ziyaret ediyor. Biz de gelen misafirlerimizi en güzel şekilde karşılamalıyız, dedi.
Çok geçmeden birbirinden güzel kıyafetler giymiş çocuklar, aileleri ve arkadaşlarıyla birlikte Deniz Dünyası`nı ziyaret etmeye geldi.
Tiftik onları girişte karşıladı ve deniz dostlarıyla tanıştırdı.
Kısa süre içinde girişte küçük bir bayramlaşma kuyruğu oluştu. Tiftik büyüklerin ellerini öpüyor, küçüklerle tokalaşıyor ve herkese gülümseyerek hoş geldiniz diyordu.
O sırada çocuklardan biri ona bir Ankara simidi uzattı.
— Bunu çok sevdiğini duydum!
Tiftik simitten bir lokma aldı.
— Gerçekten harika! dedi.
Tam o sırada başka bir çocuk elindeki baklavayı uzattı.
— Bayram tatlısı da yemelisin!
Tiftik ilk kez baklava tadıyordu.
— Vay canına! Bu da çok lezzetliymiş! diye sevincini paylaştı.
Derken başka çocuklar da şeker ve çikolatalar getirdi.
— Bayram şekeri olmadan bayram olur mu?
Tiftik kahkahalarla güldü.
— Ankara`nın simidi de güzel, baklavası da güzel, şekerleri de güzel. Ama en güzeli insanların paylaşmayı bilmesi!
İçinden şöyle geçirdi:
"Ankara`nın insanları ne kadar da misafirpervermiş."
O an kendisini sanki doğup büyüdüğü şehirdeymiş gibi hissetti.
Daha sonra çocuklarla birlikte tüm misafirleri akvaryumlara götürdü ve Mavi Dünya`daki arkadaşlarıyla tanıştırdı.
Çocuklar sorular soruyor, Tiftik de heyecanla cevap veriyordu.
Bir çocuk elini kaldırdı.
— Tiftik, Kızıldeniz mi daha güzel, Ankara mı?
Tiftik biraz düşündü, sonra gülümseyerek cevap verdi:
— Kızıldeniz daha sıcak olabilir. Ama Ankara`nın insanları daha sıcakkanlı.
Tam o sırada dışarıdan davul sesleri yükselmeye başladı.
Tiftik` in çok sevdiği yiğitlerin hası Seymenler gösteri yapacaktı.
Davullar çalmaya başladı. Seymenler ağır ve gururlu adımlarla meydana çıktı.
Tiftik ve misafirleri onları hayranlıkla izledi.
Kırmızı başlıkları, işlemeli yelekleri, asil duruşları ve vakur yürüyüşleri...
Her şey harikaydı.
Gösteri sona erdiğinde Tiftik heyecandan yerinde duramıyordu.
— Bir sonraki bayram ben de sizler gibi oynayacağım! dedi.
İşte o gün kendine iki söz verdi:
Her zaman Seymen yeleğini gururla taşıyacak ve Ankara simidini yanında taşıyarak onu ihtiyaç sahipleriyle paylaşacaktı.
Akşamüstü Deniz Dünyası kapanmaya yaklaşırken çocuklar çıkış kapısında tekrar Tiftik` in yanına geldiler.
Herkes çok mutluydu.
Yeni balıklar tanımış, yeni dostlar edinmiş ve unutulmaz anılar biriktirmişlerdi.
Tam ayrılacakları sırada Tiftik yüksek sesle seslendi:
— Bir dakika çocuklar!
Çocuklar durup ona döndü.
Tiftik elindeki küçük sertifikaları gösterdi.
— Bunlar, bugün denizleri korumaya söz verenler için.
Çocuklar heyecanla etrafında toplandı.
Her biri kendi sertifikasını aldı.
Artık hepsi birer Mavi Dünya Gönüllüsü olmuştu.
Tiftik son kez el salladı.
— Unutmayın! Dünyanın en güzel denizleri, onları seven çocuklarla korunur.
Çocuklar hep bir ağızdan bağırdı:
— Yaşasın Mavi Dünya Gönüllüleri!
Tiftik gökyüzüne baktı.
Kızıldeniz`den Ankara`ya uzanan yolculuğunun en güzel günlerinden birini yaşamıştı.
İçinden şöyle geçirdi:
"Kızıldeniz`in suları sıcaktı ama Ankara`nın insanları daha sıcaktı."
Artık biliyordu ki bazen insanın memleketi doğduğu yer değil, kendini sevildiği yerde hissettiği yerdir.
Ve o gün Tiftik, Ankara`yı ikinci yuvası ilan etti.
Böylece Tiftik, Ankara`daki ilk Kurban Bayramı`nı unutamayacağı güzel anılarla tamamladı.
Tiftik`in Sözü
"Denizleri koruyan, sevgiyi paylaşan herkes Mavi Dünya Gönüllüsü’ dür."